Loading Content...

Kibarikelam Instagram Photos and Videos

Loading...


kibarikelam @kibarikelam mentions
Followers: 15,542
Following: 135
Total Comments: 0
Total Likes: 0

Yarın 1440 Hicrî kamerî senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 1. günü, yani, Hicrî kamerî yılbaşıdır. ...
Media Removed
Yarın 1440 Hicrî kamerî senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 1. günü, yani, Hicrî kamerî yılbaşıdır. Müsliümânların şemsî yılbaşı gecesi ise, Eylül ayının 20. gecesidir. Muharrem ayı Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen 4 aydan biridir. Muharrem ayının birinci günü Müslimânların kamerî ... Yarın 1440 Hicrî kamerî senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 1. günü, yani, Hicrî kamerî yılbaşıdır. Müsliümânların şemsî yılbaşı gecesi ise, Eylül ayının 20. gecesidir.
Muharrem ayı Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen 4 aydan biridir. Muharrem ayının birinci günü Müslimânların kamerî senesinin, birinci günüdür.
Hicrî Kamerî Takvimde; Muhammed aleyhisselâmın, Mekke’den Medine’ye hicret ettiği sene, başlangıç kabul edilir. Hicretten 70 gün önce, Muharrem ayının 1’i olan ilk Kamerî senebaşı, milâdî 622 yılının Temmuz ayının, 16’sına rastlayan Cuma günü idi.
Müslümanlar yılbaşı gecelerinde ve günlerinde müsâfaha ederek, telefonla, mesajla veya mektup yazarak tebrikleşirler. Birbirlerini ziyâret eder ve hediye verirler. Yılbaşını dergi ve gazete ilânlarıyle kutlarlar. Yeni yılın, birbirlerine ve bütün Müslümanlara hayırlı ve bereketli olması için duâ ederler. Büyükleri, akrabayı, âlimleri evinde ziyâret edip duâlarını alırlar. Bugün de, bayram gibi temiz giyinip, fakirlere sadaka verirler. Muharrem ayının ilk 10 gün ve gecesi, mübârek gün ve gecelerdendir.
Muharrem ayının ilk günü ve 10. günü olan Aşûre günü okunacak duâ:
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme ente’l-ebediyyü’l-kadîm, el-hayyü’l-kerîm, el-hannâ-nül mennân. Hâzihî senetün cedîdetün. Es’elüke fîhe’l-ısmete mineşşeytânirracîm, (ve evliyâihî) vel avne alâ hâzihinnefsi’l-emmâreti bissûi ve’l-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ ze’lcelâli ve’l-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Ve sallallâhu ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.”
🌿🌿🌿
Hicri yılbaşınızı tebrik ederim.
#hicriyılbaşı
Read more
Loading...
İstanbul yeni fethedildiği sıralarda iki papaz kaç şehir dolaştıkları halde bir mahkemeye rastlayamadılar. ...
Media Removed
İstanbul yeni fethedildiği sıralarda iki papaz kaç şehir dolaştıkları halde bir mahkemeye rastlayamadılar. Birkaç ay dolaştıktan sonra, şehrin birinde bir mahkemenin olacağını haber alıp oraya koştular izin alıp, dinleyici olarak girdiler... Davalı, davacı geldi. Kadı, meseleyi ... İstanbul yeni fethedildiği sıralarda iki papaz kaç şehir dolaştıkları halde bir mahkemeye rastlayamadılar. Birkaç ay dolaştıktan sonra, şehrin birinde bir mahkemenin olacağını haber alıp oraya koştular izin alıp, dinleyici olarak girdiler...
Davalı, davacı geldi. Kadı, meseleyi anlatın bakalım dedi.
"Efendim, ben bu kardeşimin tarlasını tarlasını satın aldım fakat bu sene çift sürerken sabanım bir demire takıldı. Kazdım içi altın dolu küp çıktı. Küpü alıp, tarlayı aldığım kardeşime vermek istedim ama o ben tarlayı altı ve üstü ile sattım dedi. Halbuki altın olduğunu bilseydi satmazdı." dedi.
Kadı tarlayı satan adama söz verdi.
O da; "Efendim,ben o tarlayı altı ve üstü ile sattım. Toprağın altında bir hakkım olamaz." dedi.
Papazlar hayret içindeydi ama bu olay kadıya hiç de tuhaf gelmiyordu.
Kadı, sorup soruşturdu. Birinin saliha bir kızı, diğerinin de salih bir oğlu vardı. Küpte bulunan altını onlara düğün masrafı kabul edip, nikahlarını kıydı. Her iki tarafta çok memnun oldu.
Papazlar şaşkın bir halde oradan ayrıldılar...
🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
Read more
Âdem aleyhisselâm sağ yanına baktı, üç lâtif şahıs gördü. Onlara; "Adınız nedir ve makâmınız ...
Media Removed
Âdem aleyhisselâm sağ yanına baktı, üç lâtif şahıs gördü. Onlara; "Adınız nedir ve makâmınız nerededir?" diye sordu Birisi; " Adım akıldır ve makâmım başda ve beyin üstündedir." dedi. Birisi; " Adım hayâdır ve makâmım yüz üstündedir."dedi. Diğeri de; " Adım ilimdir ve makâmım göğüs ... Âdem aleyhisselâm sağ yanına baktı, üç lâtif şahıs gördü.
Onlara; "Adınız nedir ve makâmınız nerededir?" diye sordu
Birisi; " Adım akıldır ve makâmım başda ve beyin üstündedir." dedi.
Birisi; " Adım hayâdır ve makâmım yüz üstündedir."dedi.
Diğeri de; " Adım ilimdir ve makâmım göğüs içindedir." dedi.
Bunun üzerine Adem aleyhisselâm onlara; "Gelin yerli yerinize girin" dedi.
Onlar da derhal yerlerine girdiler.
Sonra Adem aleyhisselâm sol yanına baktı. Üç şahıs gördü ve onlardan ürktü.
Onlara;"Adınız nedir ve makâmınız nerededir?" diye sordu.
İlki;" Adım öfkedir. Makâmım başla beyin arasındadır." deyince, Adem aleyhisselâm "Baş, aklın yeridir. Başta senin yerin yok." dedi. O da;"Ben gelince akıl gider." dedi.
Diğeri; "Adım tama'dır. Makâmım yüzün üstündedir." deyince Adem aleyhisselâm " Orası hayânın yeridir. Orada senin yerin yoktur." dedi. O da " Ben gelince hayâ gider." dedi.
Sonuncusu;"Adım haseddir. Makâmım göğüs içindedir" deyince Adem aleyhisselâm buna da,"Orası ilim yeridir. Orada senin yerin yok." dedi. O da;" Ben gelince ilim gider." dedi.
Hayırlı akşamlar...
Read more
Kanuni Sultan Süleyman Han Hazretleri, Fransa elçisini kabul edecekti.<span class="emoji emoji1f388"></span> Elçi, elmas ve kıymetli ...
Media Removed
Kanuni Sultan Süleyman Han Hazretleri, Fransa elçisini kabul edecekti. Elçi, elmas ve kıymetli mücevherleri elbisesinin üzerine takmıştı. Saray görevlisi, elçinin böyle rüküş halde padişahın karşısına çıkmasına engel olmak istedi çünkü padişah efendimiz gösterişi hiç sevmezdi. Padişah, ... Kanuni Sultan Süleyman Han Hazretleri, Fransa elçisini kabul edecekti.🎈 Elçi, elmas ve kıymetli mücevherleri elbisesinin üzerine takmıştı.🎈
Saray görevlisi, elçinin böyle rüküş halde padişahın karşısına çıkmasına engel olmak istedi çünkü padişah efendimiz gösterişi hiç sevmezdi.🎈
Padişah, elçiye refakat ile ilgili vazifeyi İncili Çavuş'a vermiş ve buyurmuş tu ki,
" Elçiye lisan-ı münasiple söyleyin bana o kılıkta görünmesin..."🎈
İncili Çavuş, bir çift takunya yapılmasını ve mücevherlerle bezenmesini istedi bu takunyaları da helâya bıraktı.🎈
Helâya giren elçi, takunyaları görünce şaştı ve,
" Yazık değil mi bu elmaslar, pırlantalar hiç helâya konur mu?"
İncili Çavuş gayet sakin cevap verdi.
"Haşmetmeap, mücevherlere asla kıymet vermez verenleri de pek ciddiye almaz."🎈
Bunu duyan elçi, hemen üstündeki süslü püslü elbiseleri çıkarıp sade halde padişahın huzuruna çıktı.🎈
Elçinin bu sade halini görüp hoşnut kalan padişah İnciliyi çağırıp;
"Bre İncili! Bunda nasıl muvaffak oldun bilemiyorum lâkin takdire şayân iş yaptın. Dile benden be dilersen" dedi.🎈
İncili, " Helâdaki takunyaları verirseniz bahtiyar olurum sultanım" dedi.
Padişah efendimiz,
" Helâdaki takunyalar mı?" diye hayretle sordu.
"Kulunuza yeter de artar bile efendim" dedi İncili...🎈
Duruma pek mânâ veremeyen padişah,
"Eh madem istediğin takunyadır al tabii ki" dedi.🎈
Böylece İncili Çavuş, ince bir manevra ve zeka oyunuyla servet değerindeki takunyaların sahibi oldu.🎈
🔅🔅🔅
Hayırlı günler....
#inciliçavuş #çay
Read more
Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır: Bir gün giderken başımın üzerinde bir kuş uçmaya başladı. ...
Media Removed
Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır: Bir gün giderken başımın üzerinde bir kuş uçmaya başladı. Dalgınlıkla kuşu yakaladım. O elimde iken, başka bir kuş daha uçuyordu. Elimdeki kuşun annesi sanarak kuşu elimden bıraktığım anda, kuş öldü. Buna çok üzüldüm. O günden sonra bende bir sıkıntı ... Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır:
Bir gün giderken başımın üzerinde bir kuş uçmaya başladı. Dalgınlıkla kuşu yakaladım. O elimde iken, başka bir kuş daha uçuyordu. Elimdeki kuşun annesi sanarak kuşu elimden bıraktığım anda, kuş öldü. Buna çok üzüldüm.
O günden sonra bende bir sıkıntı başladı ve bir sene geçmedi.
Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta
namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. O zaman; "Bunun sebebi, o kuşun, senden şikâyetçi olmasıdır" buyurdu.
Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir yılanın kedi yavrularından birini yakalamaya çalıştığını
gördüm. Bastonumu yılana vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti.. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm.
(İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir) buyurdu.
🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
Read more
İslâm alimlerinden biri talebeleriyle Basra kıyısında gezinirken deniz kenarında birbirlerine ...
Media Removed
İslâm alimlerinden biri talebeleriyle Basra kıyısında gezinirken deniz kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Talebelerine dönüp: "İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?" diye sormuş. Talebelerden biri: "Çünkü sükûnetimizi kaybederiz" deyince ... İslâm alimlerinden biri talebeleriyle Basra kıyısında gezinirken deniz kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Talebelerine dönüp: "İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?" diye sormuş.
Talebelerden biri: "Çünkü sükûnetimizi kaybederiz" deyince mübarek zat:
"Ama öfkelendiğimiz kişi yakınımızda iken neden yüksek sesle konuşuruz? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de duyurabilecekken niye avazımız çıktığı kadar bağırırız?"der.
Talebelerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış.
"İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak mecburiyetinde kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları lazım gelir."
"Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile lüzum kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini hakiki olarak seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir."
Daha sonra mübarek zat talebelerine bakarak şöyle devam etmiş: "Bu sebeple tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine müsade etmeyin.Aranıza mesafe koyacak sözlerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz..."
Ne demişler... "Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz."
Allahü teâla hepimize sükûnetimizi muhafaza ettiğimiz bir ömür nasip etsin inşaallah...
🌿🌿🌿
Hayırlı cumalar...
#cuma
Read more
Loading...
Yabancı seyyahlar der ki; "Türkler hastalandığı zaman kahve içer, iyileşmezse vasiyetini yazar ...
Media Removed
Yabancı seyyahlar der ki; "Türkler hastalandığı zaman kahve içer, iyileşmezse vasiyetini yazar ve bekler." Eskiler, kahveyi yalnızca zevk için içmemiş, şifa da beklemiştir... Kahve, İstanbul'a gelince ulema toplanmış... Kömür mertebesine gelmiş şeyi yiyip içmek caiz olmadığı ... Yabancı seyyahlar der ki; "Türkler hastalandığı zaman kahve içer, iyileşmezse vasiyetini yazar ve bekler."
Eskiler, kahveyi yalnızca zevk için içmemiş, şifa da beklemiştir...
Kahve, İstanbul'a gelince ulema toplanmış... Kömür mertebesine gelmiş şeyi yiyip içmek caiz olmadığı için, kahveye haram fetvası verenler olmuş, hükümet kahveyi yasaklamıştır...
Sonradan kömürleşmeyip, sadece kavrulduğu anlaşılınca geri adım atan ulema, kahveye müptela olmuş ve yasak kalkmıştır...
Kahve, saraya Sultan 4. Mehmed zamanında girdi ve çok tutuldu ama bir ara çocuk doğumları kesilince, suçu kahveye attılar. Kahve saraydaki itibarını kaybetti. Mamafih Sultan Hamid ve Sultan Vahiddedin Hazretleri kahve tiryakisi idi...
🌿🌿🌿🌿🌿
Madem ki gelmişiz köhne cihane
Derdimizi çeksin bu viranhâne
Gönül ne kahve ister ne kahvehane
Gönül ahbap ister kahve bahane
🌿🌿🌿🌿🌿
Selametle...
#kahve
#türkkahvesi
#kahveninhikayesi
Read more
“Her kaIbin çarpıntısı, kendi eceIinin ayak sesidir.” Bayezid-i Bistami Hazretleri <span class="emoji emoji1f33f"></span><span class="emoji emoji1f33f"></span><span class="emoji emoji1f33f"></span>
Media Removed
“Her kaIbin çarpıntısı, kendi eceIinin ayak sesidir.” Bayezid-i Bistami Hazretleri “Her kaIbin çarpıntısı, kendi eceIinin ayak sesidir.”
Bayezid-i Bistami Hazretleri
🌿🌿🌿
Loading...
Hazreti Ali (radiyallahü anh) buyurdu ki; "Kim bir kalbe sevinç verirse, Allahü teâla o sevinçten ...
Media Removed
Hazreti Ali (radiyallahü anh) buyurdu ki; "Kim bir kalbe sevinç verirse, Allahü teâla o sevinçten bir lütuf yaratır. O kimseye bir musibet geldiği zaman, bu lütuf o kimsenin kalbine su gibi akar. Suyun kirleri temizlediği gibi, lütuf da kalbdeki kederleri temizler." Hadis-i şeriflerde ... Hazreti Ali (radiyallahü anh) buyurdu ki;
"Kim bir kalbe sevinç verirse, Allahü teâla o sevinçten bir lütuf yaratır. O kimseye bir musibet geldiği zaman, bu lütuf o kimsenin kalbine su gibi akar. Suyun kirleri temizlediği gibi, lütuf da kalbdeki kederleri temizler."
🌿🌿🌿
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki;
"Din kardeşinin bir işini yapmak için gidenin her adımında 70 günahı affedilir ve 70 sevap verilir. O iş bitene kadar böyle devam eder. İşi yapılınca bütün günahları affedilir. O işi yaparken ölürse, sorgusuz sualsiz Cennete gider."
🌿🌿🌿
"Bir kimse mümin kardeşini sevindirince, bir melek bu kimseye hep dua eder. Ölüp kabre konunca yanına gelip; "Beni tanıyor musun?" der...
Ölü; "Hayır" deyince;
"Ben bir Müslümana verdiğin sevincim. Bugün seni sevindirmek için geldim. Kabirde yanındayım, kıyamette de sana şefaat edip Cennetteki makamını göstereceğim." der.
🌿🌿🌿
"Bir mümini sevindiren, beni sevindirmiş olur. Beni sevindiren de Allah indinde bir ahit almış olur. Allah'tan ahit alana da, ateş asla dokunmaz."
🌿🌿🌿
"Duam kabul olsun, sıkıntım gitsin diyen darda kalanı ferahlandırsın."
🌿🌿🌿
Daha ne yazayım? Önceniz ve sonunuz selamet olsun.🎈
Read more
Derdini sade anlatan adam dertlidir. Güzel anlatan edebiyatçı, haliyle anlatan âşık, tebessümüyle ...
Media Removed
Derdini sade anlatan adam dertlidir. Güzel anlatan edebiyatçı, haliyle anlatan âşık, tebessümüyle örten âriftir! Şemsi Tebrizi Hazretleri Derdini sade anlatan adam dertlidir. Güzel anlatan edebiyatçı, haliyle anlatan âşık, tebessümüyle örten âriftir!
Şemsi Tebrizi Hazretleri
Bezzazlık [manifaturacılık] yapan bir genç vardı. İşlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını ...
Media Removed
Bezzazlık [manifaturacılık] yapan bir genç vardı. İşlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkânın yakınındaki camide, vaktin çıkmasına az zaman kala namazlarını yetiştirirdi. Bir gece, kan ter içinde kalmıştı. Rüyasında ölmüş, hesap için mizan ... Bezzazlık [manifaturacılık] yapan bir genç vardı. İşlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkânın yakınındaki camide, vaktin çıkmasına az zaman kala namazlarını yetiştirirdi. Bir gece, kan ter içinde kalmıştı. Rüyasında ölmüş, hesap için mizan başına getirmişlerdi.
"İbadetlerimi yaptım, haram işlemedim, hesabım kolay geçer." diye ümit ediyordu. Melekler önce iman ve doğru itikat aradılar, hemen önlerine geldi. Sonra namaza sıra geldi; fakat aradılar, bir türlü bulamadılar.
"Ben hiçbir namazımı kazaya bırakmadım, mutlaka bulmanız lazım" diye feryat ediyordu. Nihayet melekler,
"Kusura bakma, sana ait bir tek namaz bulamadık. Şimdi seni cehenneme atacağız." diyerek yüksek bir dağa çıkardılar. Genç çırpınarak,
"Hayır, bunda bir yanlışlık var, ben hiç namazlarımı bırakmadım." dediyse de dinlemediler, dağın tepesinden, aşağıda olan cehenneme fırlattılar. O şiddetli korkuyla, dizlerinin bağı çözülmüş, birden karşılarına nur yüzlü bir zat çıktı, düşerken havada yakalayıp,
"Ben senin kıldığı namazlarım"dedi. Genç heyecanla,
"Ben çok perişandım, az sonra cehenneme düşecektim, niye bu kadar geç kaldın?" diye sordu.
O da, "Sen de beni hep son vakte bırakırdın."dedi.

Genç o günden sonra vakti girer girmez namazlarını kılmaya başladı.
🌿🌿🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
#camii #kapı #bayram #namaz
Read more
Ebû Hüreyre hazretlerinin bildirdiği bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz, "Kim, Bayram ...
Media Removed
Ebû Hüreyre hazretlerinin bildirdiği bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz, "Kim, Bayram günü, üçyüz defa *"Sübhânallahi ve bihamdihi"* der ve bunu müslümanların mevtâlarına hediye ederse, her kabre bin nûr girer. O kişi öldüğü zaman Allahü teâlâ o kişinin bin nûrunu da kabrine ... Ebû Hüreyre hazretlerinin bildirdiği bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz, "Kim, Bayram günü, üçyüz defa *"Sübhânallahi ve bihamdihi"* der ve bunu müslümanların mevtâlarına hediye ederse, her kabre bin nûr girer. O kişi öldüğü zaman Allahü teâlâ o kişinin bin nûrunu da kabrine getirir" buyurdu.

Başka bir hadîs-i şerîfte de Peygamber efendimiz buyurdu ki; "Bayramlarınızı Tekbîr ile zinetlendiriniz, süsleyiniz."
Peygamber efendimiz yine buyurdu ki: "Kim, bayram gecesini, o günün şuuruna ererek ihyâ ederse, kalblerin öldüğü gün onun kalbi ölmez."
🌿🌿🌿🌿🌿
Kurban bayramımız mübarek olsun, Allahü teâla iki cihan saadeti nasip eylesin inşaallah...
#bayram #kurbanbayramı
Read more
Loading...
Abdullah İbni Mes’ûd ( radıyallahü anh ) arkadaşlarının yanına gittiği zaman; “Sizler benim hüznümün ...
Media Removed
Abdullah İbni Mes’ûd ( radıyallahü anh ) arkadaşlarının yanına gittiği zaman; “Sizler benim hüznümün cilâsısınız (Ya’nî, benim üzüntümü gideriyorsunuz)” buyururdu. Süfyân-ı Sevrî’ye, “Hayat suyu nedir?” diye soruldu. O da: “Dostlarla karşılaşmak” cevâbını verdi. Ömer ( radıyallahü ... Abdullah İbni Mes’ûd ( radıyallahü anh ) arkadaşlarının yanına gittiği zaman; “Sizler benim hüznümün cilâsısınız (Ya’nî, benim üzüntümü gideriyorsunuz)” buyururdu.

Süfyân-ı Sevrî’ye, “Hayat suyu nedir?” diye soruldu. O da: “Dostlarla karşılaşmak” cevâbını verdi.

Ömer ( radıyallahü anh ) şöyle buyurdu: Resûlullahdan ( aleyhisselâm ) duydum. Buyurdular ki: “Allahü teâlânın ba’zı kulları vardır. Peygamber ve şehîd değildirler. Fakat, onlara kıyâmet gününde Allahü teâlâ katındaki mertebelerinden dolayı, peygamberler ve şehîdler (bile) imrenirler”
Eshâb-ı Kirâm; “Yâ Resûlallah! Onların kimler olduklarını ve ne amel işlediklerini bize bildir, umulur ki onları severiz” dediler.
Bunun üzerine Resûlullah efendimiz ( aleyhisselâm ); “Onlar, aralarında herhangi bir akrabalık ve mal alışverişi olmadan, birbirini seven bir topluluktur. Vallahi onların yüzleri nûrdur. Onlar nûrdan minberler üzerindedirler. İnsanlar mahzûn(üzgün) olduğu zaman, onlar mahzûn değildirler.”
🎈🎈🎈
Hayırlı geceler...
#dost #dostluk #arkadaş
Read more
Arefe günü yapılması gerekenler; Arefe günü sabah namazından, kurban bayramının dördüncü günü ...
Media Removed
Arefe günü yapılması gerekenler; Arefe günü sabah namazından, kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar, kadın-erkek herkes cemaat ile kılsın,yalnız kılsın 23 vakit farz namazda selam verir vermez, bir kere vacib olan teşrik tekbirlerini söylemeli... Yani "Allahüekber ... Arefe günü yapılması gerekenler;
Arefe günü sabah namazından, kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar, kadın-erkek herkes cemaat ile kılsın,yalnız kılsın 23 vakit farz namazda selam verir vermez, bir kere vacib olan teşrik tekbirlerini söylemeli...
Yani "Allahüekber Allahüekber La ilahe illallahü vallahü ekber, Allahüekber ve lillahil hamd" demelidir.
Arefe günü oruç tutmak çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki;
"Arefe günü oruç tutana, Adem Aleyhisselam'dan, Sûr'a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır."
"Arefe günü tutulan oruç, bin gün oruca bedeldir."
Arefe günü Besmele ile bin İhlas okuyanın günahları affolur, duası kabul olur.
Bugünü fırsat bilip dua etmelidir.
Arefe gününü ibadetle, zikirle, tefekkürle geçirmeli, insanlara iyilik etmeye çalışmalıdır.
"Arefe günü Cehennemden o kadar çok kul azât edilir ki, başka günlerde bu kadar azat olmaz."
"Arefe günü kulağına, gözüne ve diline sahip olan mağfiret olur."
🌿🌿🌿🌿🌿
Layıkı ile geçirebilmek ve affedilenlerden olmak duası ile...
#arefe #kurbanbayramı #kurban
Read more
Mesnevi’de deniyor ki: Adamın biri, her gece kalkıp namaz kılıyor, Allahü teâlâyı anıyor, Ona ...
Media Removed
Mesnevi’de deniyor ki: Adamın biri, her gece kalkıp namaz kılıyor, Allahü teâlâyı anıyor, Ona dua ediyor, yalvarıp yakarıyordu. Şeytan ona bir gün vesvese verir: “Ey ahmak kişi, her gece, Allah demenin, O'nu zikretmenin ne anlamı var ki? Sabaha kadar uykusuz kalıp yalvarıyorsun, ... Mesnevi’de deniyor ki:
Adamın biri, her gece kalkıp namaz kılıyor, Allahü teâlâyı anıyor, Ona dua ediyor, yalvarıp yakarıyordu.
Şeytan ona bir gün vesvese verir: “Ey ahmak kişi, her gece, Allah demenin, O'nu zikretmenin ne anlamı var ki? Sabaha kadar uykusuz kalıp yalvarıyorsun, bütün kapılar yüzüne kapalıdır. Sana, ”Ne istiyorsun” diyen var mı? Şimdiye kadar bir kapı açıldı mı? Buyur eden oldu mu? İstenmeyen yere gidilir mi? Allah senin bu yalvarıp yakarmana önem verseydi dileklerini kabul ederdi, bir cevap verirdi. Boşuna kürek çekip durma.” Adam, kendine gelen bu düşünceyi doğru bulup gönlü kırıldı, başını yere koyup zikretmeden hüzün içinde uyudu. Rüyasında ona, ”Neden Allah’ı zikretmeden uyudun bugün?” dendi. Adam, “Yalvarıp çağırmalarıma bir cevap gelmiyor ki... Kapıdan kovulduğumu anladığım için artık o kapıyı çalmıyorum” dedi.
Adama şöyle dendi: (Senin Allah demen, O'nun kabul etmesi, buyur demesi sayesindedir. Senin yalvarışın, Allah'ın senin ruhuna duyurmasındandır. Senin gayretlerin, Allah'ın seni kendine yaklaştırmasındandır. Senin korkun, sevgin, ümidin, Allah’ın lütfu iledir. Senin her “Ya Rabbi” demenin altında, Allah’ın “Buyur kulum” demesi vardır. Gafilin, cahilin gönlü bu duadan uzaktır. Gafiller dua edemez. Çünkü, “Ya Rabbi“ demeye güç yetiremez. Onun ağzında da, dilinde de kilit vardır. Dert içinde iken de ağlayıp sızlayamaz. Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermez. Verse de o doktor der, Allah diyemez. Artık anla ki, Allah’a dua etmeni, Onu çağırmanı sağlayan dert, dünya saltanatından daha iyidir. Dertsiz dua soğuktur. Dertliyken yapılan dua ise gönülden kopup gelir, makbuldür.)
Adam rüyadan uyanınca, sevinir ve yeniden dua etmeye başlar ve muradına kavuşur. Günahkâr müslümanın duası, kabule şayan değilse de, cenab-ı Hak, dua edenin elini boş çevirmez. Dua sebebiyle ya günahlar affolur, ya gelecek bir bela önlenir, ya mevcut bir bela kalkar, yahut ahirette büyük sevaba kavuşulur.
🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
#dua
Read more
Loading...
Sa’lebî tefsîrinde, İbn-i Abbâs’dan ( radıyallahü anh ) şöyle nakletmektedir. Resûlullah ( ...
Media Removed
Sa’lebî tefsîrinde, İbn-i Abbâs’dan ( radıyallahü anh ) şöyle nakletmektedir. Resûlullah ( aleyhisselâm ) buyurdu ki: “Mûsâ aleyhisselâm; “Yâ Rabbî! Benim ümmetimden daha üstün bir ümmet yarattın mı?” diye suâl eyledi. O zaman Allahü teâlâ; “Ey Mûsâ! Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin ... Sa’lebî tefsîrinde, İbn-i Abbâs’dan ( radıyallahü anh ) şöyle nakletmektedir.
Resûlullah ( aleyhisselâm ) buyurdu ki: “Mûsâ aleyhisselâm; “Yâ Rabbî! Benim ümmetimden daha üstün bir ümmet yarattın mı?” diye suâl eyledi. O zaman Allahü teâlâ; “Ey Mûsâ! Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin diğer mahlûklara üstünlüğü, benim, yarattıklarıma olan üstünlüğüm, gibidir” buyurdu.
Mûsâ aleyhisselâm; “Yâ Rabbî! Keşke, ben Muhammed aleyhisselâmın ümmetini görseydim” der. Allahü teâlâ da: “Sen onları göremeyeceksin. Keşke onların sözlerini işitmeyi isteseydin” buyurur.
Bunun üzerine Mûsâ aleyhisselâm; “Onların sözlerini işitmek istiyorum” deyince, Allahü teâlâ; “Ey Ümmet-i Muhammed!” diye hitâb buyurdu. Biz de, babalarımızın sulbünden, analarımızın rahminden: “Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lâ şerike leke lebbeyk, innelhamde ven-ni’mete leke vel-mülk lâ şerike lek” diye cevap verdik. Yine Allahü teâlâ; “Ey Muhammed(aleyhisselâmın) ümmeti! Benim rahmetim gazâbımı, affım cezamı geçmiştir. Ben, size istemeden verdim. Kim bana kıyâmet gününde, Allahü teâlâdan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in benim peygamberim ve kulum olduğuna şehâdet ederek gelirse, onun yerini Cennet yaparım. Günahları deniz köpükleri kadar çok olsa bile” buyurdu.
🌿🌿🌿
Hayırlı cumalar...
#cuma #ümmet #ümmetimuhammed
Read more
İranlı bir şair diyorki; Aşk’a uçarsan kanadın yanar. Bunun üzerine Mevlana Hazretleri diyorki; ...
Media Removed
İranlı bir şair diyorki; Aşk’a uçarsan kanadın yanar. Bunun üzerine Mevlana Hazretleri diyorki; Aşk’a uçmazsan kanat neye yarar?İranlı bir şair diyorki;
Aşk’a uçarsan kanadın yanar.
Bunun üzerine Mevlana Hazretleri diyorki;
Aşk’a uçmazsan kanat neye yarar?❤️
Bugün sizlerle Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmi hazretlerinin bir nasihatini paylaşmak istiyorum; ...
Media Removed
Bugün sizlerle Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmi hazretlerinin bir nasihatini paylaşmak istiyorum; İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme! Rahman (celle celâlühü) hadis-i kudside “Ben kalbi kırıkların yanındayım” buyurmadı mı? O hâlde ne diye üzülürsün ey can? “Derdim var” diyorsun. ... Bugün sizlerle Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmi hazretlerinin bir nasihatini paylaşmak istiyorum;
İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme! Rahman (celle celâlühü) hadis-i kudside “Ben kalbi kırıkların yanındayım” buyurmadı mı?

O hâlde ne diye üzülürsün ey can? “Derdim var” diyorsun. Sanma ki dert sadece sende var! Şunu bil ki; sendeki derdi nimet sayanlar da var. Umudunu yıkma;

Yusuf’u (aleyhisselam) hatırla. Dert neredeyse deva oraya gider. Yoksulluk neredeyse nimet oraya gider.  Dünya malı Allahü teâlânın ihsanıdır. Ona [dünya malına] bak ama sarhoş olma. Ayağın kırıldıysa üzülme,  Allahü teâlâ senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek. Kuyu dibinde kaldım diye üzülme! 
Yusuf aleyhisselam kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu unutma. İstediğin bir şey; olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara. Bu âlem bir rüyadır. Rüyada elin kesilse de korkma. Elin yerindedir. Dünya bir rüya ise başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Derdin ne olursa olsun korkma.

Yeter ki umudun Allahü teâlâ olsun. Herkes bir şeye güvenirken senin güvencen Allahü teâlâ olsun. Hiçbir günah Allahü teâlânın yüce merhametinden daha büyük değildir. Ama sen yine de günah işlememeye bak.

Derdin ne olursa olsun abdest al, nefes gibi… Ve bir seccade ser odanın köşesine otur ve ağla, dilersen hiç konuşma. O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyordur unutma. Dua ederken ona kırık bir gönülle el kaldır. Çünkü Allahü teâlânın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiyedir.  Bir şey olmuyorsa, daha iyisi olacağı için ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur... Şu uçan kuşlara bak, ne ekerler ne biçerler. Onların rızkını veren Allahü teâlâ, sana vermeyecek mi sanırsın! Yeter ki sen istemeyi bil! Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
Allahü teâlâdan bir şey istersen kapı açılır. Sen yeter ki vurmayı bil. Ne zaman açılır dersen, bilemem amma… Açılmaz diye umutsuz olma. Yeter ki o kapıda durmayı, beklemeyi bil!..
🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
#mevlanahazretleri #nasihat
Read more
Loading...
Şems-i Tebrîzî ile, Mevlânâ hazretleri, geceleri ekseriyetle sohbet ederdi. Yine bir gün gecenin ...
Media Removed
Şems-i Tebrîzî ile, Mevlânâ hazretleri, geceleri ekseriyetle sohbet ederdi. Yine bir gün gecenin bir mehtaplı ânında, sohbet ediyorlardı. Medresenin damından, Şems-i Tebrîzî, etrafına birazcık baktı ve şöyle dedi: “Hiçbir evde, az bir ışık bile görünmüyor, Ölü gibi, gafletle, ... Şems-i Tebrîzî ile, Mevlânâ hazretleri, geceleri ekseriyetle sohbet ederdi. Yine bir gün gecenin bir mehtaplı ânında, sohbet ediyorlardı. Medresenin damından, Şems-i Tebrîzî, etrafına birazcık baktı ve şöyle dedi:
“Hiçbir evde, az bir ışık bile görünmüyor, Ölü gibi, gafletle, uyuyor bu kimseler. Keşke kalkıp Allah'a, ibâdet eyleseler. Zira kim, az sıkıntı çeker ise bu dünyada, yarın mahşer gününde fazla ızdırap görmez.”
O böyle söyleyince, hazret-i Mevlânâ ellerini kaldırıp o anda şöyle duâ etti: "Şems-i Tebrîzî hürmetine İlâhî, uyandır ölü gibi yatan bu ahâlîyi...”
Mevlânâ hazretleri böyle duâ edince, gökyüzünde bulutlar toplanmaya başladı. Şimşek çaktı ve peşinden kuvvetli gök gürledi. Şehir halkı bu gök gürlemesinden uyandı. Civardaki evlerden sesler yükseliyor, herkes korkularından, "Allah Allah" diyordu. Hazret-i Şems buyurdu ki:
"Nasıl şimdi insanlar, bu yalancı uykudan, bu sesle uyandılar, hakiki uykudan da, gafletten de ancak bir veliyy-i kâmilin, hakiki bir Allah adamının rehberliği ile uyanırlar..."
🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
Read more
Salih ve çok cömert bir zât vardı. Herşeyini muhtaçlara dağıtır, elinde olmazsa başkalarından ...
Media Removed
Salih ve çok cömert bir zât vardı. Herşeyini muhtaçlara dağıtır, elinde olmazsa başkalarından borç alır, fakirlere verirdi. Bu zât bir gün hastalanıp, yatağa düşer. Hastalığı gittikçe artar. Bunu duyan alacaklıları başına dikilip, paralarını isterler... Salih zât çok üzülür. ... Salih ve çok cömert bir zât vardı.
Herşeyini muhtaçlara dağıtır, elinde olmazsa başkalarından borç alır, fakirlere verirdi.
Bu zât bir gün hastalanıp, yatağa düşer. Hastalığı gittikçe artar. Bunu duyan alacaklıları başına dikilip, paralarını isterler...
🍁🍁🍁
Salih zât çok üzülür. Birşey söyleyecek olsa; "Bize para gerek, nasihat değil " diye susturulur...
Bu sırada dışarıdan helva satan bir çocuğun sesi duyulur.
Salih zât, çocuğu çağırttırıp helvayı alacaklılara ikram etmesini söyler...
🍁🍁🍁
Herkes helvaları yer. Çocuk parasını isteyince salih zât;
"Evlat! Bunları bana borç olarak yazar mısın?" der...
Çocuk, tek kelime etmeden dışarı çıkıp bir ağacın altında sessizce ağlamaya başlar...
Tesadüfen oradan geçmekte olan vali, çocuğu görüp, neden ağladığını sorunca, çocuk olanları anlatıp;
"Ben zaten bunları borç olarak almıştım, nasıl ödeyeceğim" der...
🍁🍁🍁
Vali, salih zâtı tanır. Çocuğun parasını öder ve ayrıca çocuğa yedi kese altın verip, o zâta vermesini söyler...
Altınlar gelince, alacaklıların sesi kesilir ama bu işin hikmetini merak edip sorarlar;
Salih zât şöyle der;
"Ben sıkıntı içindeydim. Siz de öyle... Buna bir de çocuğun üzüntüsü eklendi. Çocuğun edebi, tek kelime etmeden gitmesi bu işi çözdü...
Allahü Teala o masumun ihlası, edebi hürmetine sıkıntıları giderdi. İmtihanı kazanan o masum oldu."
🍁🍁🍁
Alacaklılar mahçup olup, altınları geri vermek isteyince salih zât;
"İnsan iyilik yapınca, samimiyetinin belli olması için imtihandan geçer. Eğer sabrederlerse iyiliğinin karşılığını kat kat alır...
Siz sabredemediniz ancak hakikati gördükten sonra pişman oldunuz, altınlar sizde kalsın." der...
🍁🍁🍁
Hayırlı günler...
Read more
Vaktiyle bir hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun ...
Media Removed
Vaktiyle bir hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve iri bir nesne verip: “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ... Vaktiyle bir hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve iri bir nesne verip:
“Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar.
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der.
İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.
“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?”
Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?”
“Ne istiyorsan veririm.”
Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.
Bilge sorar:
“Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?”
Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir:
“Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri
değerini bilenin yanında kıymetlidir.
⭐️⭐️⭐️
Read more
Talebelerinden biri Mevlâna hazretlerine sorar; – Efendim, bu dört kapı mes’elesini bana anlayabileceğim ...
Media Removed
Talebelerinden biri Mevlâna hazretlerine sorar; – Efendim, bu dört kapı mes’elesini bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız ? Mevlana Hazretleri buyurur ki; “Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var. Hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ... Talebelerinden biri Mevlâna hazretlerine sorar;
– Efendim, bu dört kapı mes’elesini bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız ?
Mevlana Hazretleri buyurur ki;
“Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var. Hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.”
Talebe gitmiş, birincinin ensesine bir tokat aşketmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlâna hazretlerinin talebesini yere yıkmış. Talebe dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat aşketmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Talebe devam etmiş üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş.
Talebe dönüp olanları anlatınca Mevlana Hazretleri buyurmuş ki; “Birinci; şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için tokadı yeyince kalktı. Aynısını sana iâde etti. 
İkinci; tarîkat kapısındadır. Tokadı yeyince o da kalktı tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. “Sana kötülük yapana bile iyilik yap.” Onun için döndü, yerine oturdu.
Üçüncü; mârifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradan’dan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe kimi  âlet etti diye merakından söyle bir dönüp baktı.
Dördüncü; hakikat kapısını da geçmiştir. Iyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile.”
🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
Read more
Bir gün, Cebrâil aleyhisselâm, Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına parlak ...
Media Removed
Bir gün, Cebrâil aleyhisselâm, Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına parlak bir ayna ile geldi. Aynada siyah bir nokta vardı. Resûlullah efendimiz sordu: -Yâ Cebrâil, bu parlak ayna nedir? Cebrâil aleyhisselâm; -Bu ayna cuma günüdür. Oradaki siyah nokta da ... Bir gün, Cebrâil aleyhisselâm, Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına parlak bir ayna ile geldi. Aynada siyah bir nokta vardı. Resûlullah efendimiz sordu:
-Yâ Cebrâil, bu parlak ayna nedir? Cebrâil aleyhisselâm;
-Bu ayna cuma günüdür. Oradaki siyah nokta da o günde mevcut bir saattir. Senin ümmetin bundan dolayı diğer ümmetlerden üstün kılındı. Bu günde edilen duâlar bu âna rastlarsa mutlaka kabul edilir. Bu anda neyin şerrinden emin olmak istenirse onun şerrinden muhâfaza olunur, diye cevap verdi.
Cennette Allahü teâlâ kullarına sorar:
-Benden ne istersiniz?
-Senin rızânı isteriz.
-Ben sizden râzıyım. Sizleri Cennet nimetlerine nâil ediyorum.
Cennette cuma günü, müminler, Allahü teâlâyı görürler. Onlar için cuma gününden daha sevimli ve daha güzel bir gün yoktur... Allahü teâlâ meleklere emreder:
-Cennetteki kullarıma ikrâmda bulununuz!
Bu emir üzerine melekler çeşit çeşit, renk renk yiyecekler getirirler. Bunları yiyen Allah dostları, onların her lokmasında ayrı bir tat, ayrı bir lezzet bulurlar... Sonra içecek şeyler ikrâm edilir. İçtikleri her damlada bir diğerinde bulamadıkları lezzeti duyarlar... Sonra Allahü teâlâ onlara hitâben buyurur ki:
-Ben sizin Rabbinizim. Size olan vaadimi bugün yerine getireceğim. Ne isterseniz vereceğim.
-Ey Rabbimiz senin rızânı isteriz.
-Ben sizden râzıyım. Şimdiye kadar yaptığım ikrâmların hepsinden daha büyük ikrâmda bulunacağım.
Sonra cemâli önündeki perdeyi kaldırır. Bütün müminler diledikleri kadar nazar ederler. Sonra secdeye kapanırlar. Allahü teâlâ onlara seslenir:
-Kaldırın başlarınızı. Burası ibâdet yeri değildir. İbâdet yeri dünya idi.
Müminler Allahü teâlânın cemâlini görünce bütün nimetleri unuturlar. Cenâb-ı Hakkın cemâlini seyretmek, bütün nimetlerden daha tatlı gelir...
✨✨✨✨✨
Cumanız mübarek olsun...
#cuma
Read more
Velilik yolunun İmamı Hazreti Ali 'kerremallahü vecheh' yumuşak huyludurlar ve kızdıkları görülmez... ...
Media Removed
Velilik yolunun İmamı Hazreti Ali 'kerremallahü vecheh' yumuşak huyludurlar ve kızdıkları görülmez... Kamber adında bir kölesi vardır ki, severek yapar her hizmetini. Bir gün odasında iken seslenir İmam Ona: - Kambeer! Cevap gelmeyince, sesini yükseltir: - Kambeeer! Yine ... Velilik yolunun İmamı Hazreti Ali 'kerremallahü vecheh' yumuşak huyludurlar ve kızdıkları görülmez... Kamber adında bir kölesi vardır ki, severek yapar her hizmetini.
Bir gün odasında iken seslenir İmam Ona:
- Kambeer!
Cevap gelmeyince, sesini yükseltir:
- Kambeeer!

Yine cevap yok... Halbuki Kamber işitmekte ama cevap vermemektedir. Hazret-i Alî (radiyallahü anh) merak eder... Zîra biraz önce kapının önünde görmüştür onu.

Tam yedi defâ çağırıp cevap alamayınca dışarı çıkar Yüce İmam. Çıkar çıkmaz da donakalır hayretten. Çünkü Kamber, kapının önünde fütursuzca oturmakta, üstelik Onu görmesine rağmen istifini bozmamaktadır...
Hazret-i Alî (radiyallahü anh) sorar:
-Kamber, beni duymadın mı?

Umursamaz bir tavır ve cevap:
- Duydum.
-Peki niçin cevap vermedin?
- Sizi imtihan ettim. Cevap vermeyince kızacak mısınız, diye denedim sizi....
-Peki ya netîce?
-Kızmadınız ve kazandınız imtihanı.

Hazret-i Alî radıyallahü anh gâyet sakindir:
- Ey Kamber! Dünyâlık şeyler için kolay kolay öfkelenmem. Ama seni bu imtihana teşvîk edeni kızdırayım da gör der ve; - Seni âzâd ettim. Hürsün artık! buyurur.

Onu, bu imtihâna teşvik eden Şeytânı, büyüklüğüne yakışır bir şekilde rezil eden veliler önderi... Allahın Arslanı... O gün şefaatini talep ederiz...
#hazretiali #radiyallahuanh #
Read more
İnsanların yaptıkları işleri yazan meleklerden başka melekler de vardır. Yollarda, sokak başlarında ...
Media Removed
İnsanların yaptıkları işleri yazan meleklerden başka melekler de vardır. Yollarda, sokak başlarında dolaşırlar. Allahü teâlâyı zikredenleri,Allah rızası için bir araya gelenleri görünce birbirlerine seslenirler... "Buraya bakın..." derler... Oraya melekler gelir, kanatlarıyla ... İnsanların yaptıkları işleri yazan meleklerden başka melekler de vardır. Yollarda, sokak başlarında dolaşırlar. Allahü teâlâyı zikredenleri,Allah rızası için bir araya gelenleri görünce birbirlerine seslenirler...
"Buraya bakın..." derler...
Oraya melekler gelir, kanatlarıyla oraya ihata ederler. Arş'a kadar orayı muhafaza altına alırlar ki oraya bir zarar gelmesin...
Sonra Allahü teâla buyurur ki;
"Onlar beni gördüler mi, cenneti, cehennemi gördüler mi?"
Melekler; "Görmediler" derler...
"Görselerdi ne yaparlardı?"
"Görselerdi elbette daha çok zikrederlerdi..."
Allahü teâla; "Onların hepsini affettim" buyurur.
Melekler;
"Ya Rabbi! Onların yanına biri de dünya menfaati için gelmiştir." derler...
Allahü teâla; "O da benim misafirim olsun. Iyilerin yanında bulununlar zarar etmez." buyurur.
✨✨✨✨✨
Hayırlı günler dilerim.
#şile
Read more
Bir zamanlar bir köylü bir medresenin kapısını çaldı. Kapıya bakan talebe kapıyı açtığında köylü ...
Media Removed
Bir zamanlar bir köylü bir medresenin kapısını çaldı. Kapıya bakan talebe kapıyı açtığında köylü ona bir salkım üzüm uzattı. “Bunlar bağımın en güzel üzümleri. Size hediye getirdim.” “Teşekkür ederim” dedi talebe. “Onları hemen hocamıza götüreceğim çok memnun olacaktır.” “Hayır,! ... Bir zamanlar bir köylü bir medresenin kapısını çaldı. Kapıya bakan talebe kapıyı açtığında köylü ona bir salkım üzüm uzattı. “Bunlar bağımın en güzel üzümleri. Size hediye getirdim.” “Teşekkür ederim” dedi talebe. “Onları hemen hocamıza götüreceğim çok memnun olacaktır.”
“Hayır,! Ben bunları sana getirdim.”
“Bana mı?” Böyle güzel bir hediyeyi hak ettiğini düşünmüyordu.
“Evet!” dedi köylü. “Çünkü ne zaman bu kapıyı çalsam sen açıyorsun. Ne zaman ürünlerim kuraklıktan kırılsa, bana sen yiyecek veriyorsun. İnşallah bu üzüm salkımı da sana güneş ışığı gibi ılık ve yağmur gibi güzel İlâhî rahmeti getirir. Çünkü, bak, ne güzel yaratılmışlar.”
Talebe o sabahı üzüm salkımını tefekkür ederek geçirdi. Üzümler sahiden de harika yaratılmışlardı. O yüzden salkımı hocasına ikram etmeye karar verdi. Çünkü kendilerine ilim ve hikmeti öğreten oydu. Hoca, talebenin bu ikramıyla çok mutlu oldu ama medresedeki hasta talebesini hatırladı.
“Üzümleri ona hediye edeyim belki sevinir ve daha çabuk şifa bulur.”
diyerek ona gönderdi. Ama üzümler hasta talebenin odasında da fazla kalmadı. Hasta talebe şöyle düşünmüştü: "Medresenin aşçısı beni günlerce en iyi yemeklerle besledi. Eminim bu üzümleri o daha çok hak ediyordur.”
Aşçı ona öğle yemeğini getirdiğinde, üzüm salkımını ona hediye etti.
Aşçı, üzümlerin güzelliğine hayran olmuştu. Bu üzümlerin güzelliğini ve harikalığını kimse kitaplardan sorumlu talebeden fazla takdir edemezdi. O, tefekkürüyle ve ince düşünüşüyle medresede şöhret kazanmış bir gençti. Talebe, üzümleri görür görmez en küçük şeyde bile İlâhî sanat ve nakışların en yüksek derecede yansıyabileceğini derinden kavradı. Tam bu sırada, medreseye ilk geldiğinde kendisine kapıyı açan talebeyi hatırladı. Şefkatiyle, tevazuuyla,sevecenliği ile, sıcaklığıyla benzer duyguları yaşamasına vesile olmuştu, üzümleri kapıya bakan talebeye gönderdi.
Ve böylece daha akşam olmadan, köylünün medreseye getirdiği üzüm salkımı kapıya bakan talebeye geri dönmüştü bile.
İşte o zaman bu talebe bu üzümlerin gerçekten de kendi kısmeti olduğunu anladı. Ve bir şeyi daha anladı. Cömertlik, dostluğun en parlak bir nişanıydı.
✨✨✨✨✨
Hayırlı günler dilerim.
Read more
Bir gün yaralı bir kuş Hazret-i Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hazret-i ...
Media Removed
Bir gün yaralı bir kuş Hazret-i Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hazret-i Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?” Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce ... Bir gün yaralı bir kuş Hazret-i Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.
Hazret-i Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır.
Ve ona sorar;
“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”
Derviş kendini savunur;
“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”
Bunun üzerine Hazret-i Süleyman kuşa döner ve der ki;
“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”
Kuş kendini savunur.
“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”
Hazret-i Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.
“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.
Kuş o anda;
“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.
“Neden” diye sorar Hazret-i Süleyman.
Kuş sebebini şöyle açıklar;
“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar... Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın... Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın."
Read more
Sultan 2.Mahmud Han Hazretleri zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hızır aleyhisselâm ...
Media Removed
Sultan 2.Mahmud Han Hazretleri zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hızır aleyhisselâm her gün yatsı namazında Yeni Camii'de görülürmüş. Bunun üzerine beyinden izin alıp yatsı namazına yeni camiiye gidip beklemeye başlamış. Kadıncağız beklerken yaşlı bir zât çıkagelmiş ... Sultan 2.Mahmud Han Hazretleri zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hızır aleyhisselâm her gün yatsı namazında Yeni Camii'de görülürmüş.🎈
Bunun üzerine beyinden izin alıp yatsı namazına yeni camiiye gidip beklemeye başlamış.🎈
Kadıncağız beklerken yaşlı bir zât çıkagelmiş ve demiş ki,
-Neye bakarsın, kimi beklersin hatun?🎈
-Hızır aleyhisselâmı görmeye geldim.🎈
-Peki onu görsen, buradan geçse tanır mısın?🎈
-Doğru nasıl da düşünemedim.🎈
-Sana onu nasıl tanıyacağını öğreteyim. Arkamdaki camiiyi görüyor musun?🎈
-Evet.
-Işıklarına bak.Söndü mü şimdi.
-Söndü.
-Şimdi yine bak yandı mı?🎈
-Aaa evet yandııı.🎈
-İşte böyle hatun. Bulunduğu yerden camiinin ışıklarını yakıp söndüren birisini görürsen işte o Hızırdır.🎈
-Peki Allah razı olsun demiş kadın.🎈
Herkes dağıldıktan sonra mahzun bir halde eve dönmüş. Kocası sormuş,
-Hanım! Gördün mü Hızır aleyhisselâmı...🎈
-Yok göremedim ama olsun nasıl göreceğimi çok iyi öğrendim.🎈
🌿🌿🌿
Hayırlı akşamlar...
#nasip
Read more
Çocuklarda 5 haslet vardır ki, onlar büyüklerde olsa Evliya olurlar: 1.Rızık için endişe etmezler. 2.Hastalıklarında ...
Media Removed
Çocuklarda 5 haslet vardır ki, onlar büyüklerde olsa Evliya olurlar: 1.Rızık için endişe etmezler. 2.Hastalıklarında Allahü teâlayı kimseye şikayet etmezler. 3.Tek başına yemeyi sevmezler. 4.Hatâ yaptıklarında korkar ve gözlerinden yaşlar akıtırlar. 5.Kavga ettiklerinde ... Çocuklarda 5 haslet vardır ki, onlar büyüklerde olsa Evliya olurlar:

1.Rızık için endişe etmezler.

2.Hastalıklarında Allahü teâlayı kimseye şikayet etmezler.

3.Tek başına yemeyi sevmezler.

4.Hatâ yaptıklarında korkar ve gözlerinden yaşlar akıtırlar.

5.Kavga ettiklerinde kin tutmadan hemen barışırlar."
(İmam Suyutî Hazretleri)
🌿🌿🌿
Hayırlı akşamlar...
Read more
Mutluluğa sordular; "Nerede oturuyorsun?" Dedi ki; "Allahü telâlanın hükmüne razı olan kalpte" <span class="emoji emoji1f33f"></span><span class="emoji emoji1f33f"></span><span class="emoji emoji1f33f"></span><span class="emoji emoji1f33f"></span><span class="emoji emoji1f33f"></span> Mutlu ...
Media Removed
Mutluluğa sordular; "Nerede oturuyorsun?" Dedi ki; "Allahü telâlanın hükmüne razı olan kalpte" Mutlu ve huzurlu günler dilerim... Mutluluğa sordular;
"Nerede oturuyorsun?"
Dedi ki;
"Allahü telâlanın hükmüne razı olan kalpte"
🌿🌿🌿🌿🌿
Mutlu ve huzurlu günler dilerim...
Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) nûrû ana rahmine düşünce, İblis öyle üzüldü, ...
Media Removed
Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) nûrû ana rahmine düşünce, İblis öyle üzüldü, öyle üzüldü ki gamdan simsiyah olan yüzü ile dolaştı durdu. Bitkin ve ümitsiz halde Ebû Kubeys Dağı'nın dibine çöktü ve feryat ederek avânesini çağırdı. "Biz artık iflah olmayız! Sonumuz ... Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) nûrû ana rahmine düşünce, İblis öyle üzüldü, öyle üzüldü ki gamdan simsiyah olan yüzü ile dolaştı durdu. Bitkin ve ümitsiz halde Ebû Kubeys Dağı'nın dibine çöktü ve feryat ederek avânesini çağırdı.🌿
"Biz artık iflah olmayız! Sonumuz geldi. Canlı, cansız herşeyin Peygamberi olan Abdullah'ın oğlu ana rahmine düştü. O Peygamber olunca, putları kıracak, adalet getirecek, imanı yayacak, küfrü yok edecek, iyiliği emredecektir."
Saçını, başını yolarak anlatmaya devam ediyordu.
"Onun ümmeti yiyip içmeye Besmele ile başlar, hamd ile bitirirler. Birbirlerine nasihat ederler. Onları saptırma şansımız kalmamıştır."🌿
Şeytanlardan biri şöyle dedi;
"Ey efendimiz, kendinizi bu kadar üzmeyin. Âdem'den (aleyhisselam) bugüne kadar insanları nasıl aldattıysak yine öyle yapar Ümmet-i Muhammed'i yoldan çıkarırız."🌿
Baş şeytan İblis;
"Hayır! Az önce saydığım meziyetleri sebebi ile siz onlara yaklaşamaz, aldatamazsınız. Çünkü bu ümmetin mensupları, dindaşlarının yanlış hareketlerini gördüklerinde ikaz eder, doğru yola çekerler."🌿
Az evvel fikir beyan eden şeytan;
"Biz onlara cimrilik, çekememezlik, birbirlerinin malına mülküne saldırma ve benzeri kötü duygu ve arzular aşılarız. Böylece onlar da bizim avcumuzda istediğimiz gibi hareket ederler."
Bu sözler İblis'i rahatlattı ve insanlara bu günahları işletmek ümidiyle bütün avanesiyle yeryüzüne dağıldılar...🌿
Read more
Vaktiyle bir padişah kendisine bir vezir bulmaya karar vermiş ve böyle kocaman bir kapı yaptırmış. ...
Media Removed
Vaktiyle bir padişah kendisine bir vezir bulmaya karar vermiş ve böyle kocaman bir kapı yaptırmış. Yaptırdığı kapının ortasına onlarca kilit yaptırmış. Kimisi sürgülü, kimisi halka kilit vesaire derken baştan aşağı her tarafa kilit yaptırmış. Ve ondan sonra vezir adaylarını bir bir ... Vaktiyle bir padişah kendisine bir vezir bulmaya karar vermiş ve böyle kocaman bir kapı yaptırmış. Yaptırdığı kapının ortasına onlarca kilit yaptırmış. Kimisi sürgülü, kimisi halka kilit vesaire derken baştan aşağı her tarafa kilit yaptırmış. Ve ondan sonra vezir adaylarını bir bir buyur etmiş.
İlk giren adama demiş ki:
- “Sen benim vezirim olmak istiyorsun, değil mi?”
O da demiş:
- “Evet efendim.”
- “Eğer benim vezirim olmak istiyorsan, şu kapıyı anahtar kullanmadan, levye kullanmadan, hiç bir alet kullanmadan açmanı istiyorum” demiş.
Vezir adayı şöyle bir dönmüş kapıya, bakmış ve demiş ki:
- “Efendim bu mümkün değil, kaldı ki anahtar bile olsa bu kapıyı açmak saatler sürer.”
- “Peki, sen git ötekisi gelsin.”
Öteki gelmiş, ona aynısını söylemiş, O demiş:
“Efendim mümkün değil anahtar bile olsa…”
Öteki gel, öteki gel falan derken, en son vezir adayı girmiş içeriye. Padişah demiş ki:
- “Sen vezir olmak istiyorsan, şu kapıyı anahtarsız, levyesiz, hiç bir alet edavat kullanmadan açmanı istiyorum.”
Adam şöyle bakmış kapıya, bakmış, dönmüş demiş ki padişaha:
- “Devletli Sultanım! Aslında aklım der ki: ‘Bu kapı böyle açmaya açılmaz.’ Lakin bize itmek düşer” demiş ve elini uzatıp o kapıyı şöylece ittiğinde kapının açılıverdiğini ve aslında kilitlerin hiç birinin kapalı olmadığını görmüş.
Cenab-ı ALLAH’IN rızası nerede saklı hiç birimiz bilmiyoruz…
Belki bir vakit namazda saklı…
Belki bir yetimin başını okşayacağız şefkatle…
Belki bir kediye su vereceğiz merhametle…
Belki yanımızdan geçen ve hiç tanımadığımız birine: ‘Esselamu aleyküm ve rahmetullah’ diyeceğiz,
Ve belki o da mukabele de bulunacak: ‘Ve aleyküm selam ve rahmetullah’ diyecek…
Bu yüzden Cenab-ı ALLAH’IN rızası hangi kapıda saklı diye, biz kullara itmek düşer..
Kapıları açan ve kapayan Allahü teâladır…
Read more
Tarihte zalimliği ile meşhur Moğol hükümdarı Hülagu, 1258 senesinde Bağdat’ı yakıp yıkar. 400.000’den ...
Media Removed
Tarihte zalimliği ile meşhur Moğol hükümdarı Hülagu, 1258 senesinde Bağdat’ı yakıp yıkar. 400.000’den fazla Müslümanı öldürür, camiler medreseler yerle bir edilir. Hülagu, karargahından haber gönderir o beldenin en büyük alimi ile görüşmek ister. Ancak kimse görüşmek istemez. ... Tarihte zalimliği ile meşhur Moğol hükümdarı Hülagu, 1258 senesinde Bağdat’ı yakıp yıkar. 400.000’den fazla Müslümanı öldürür, camiler medreseler yerle bir edilir.
Hülagu, karargahından haber gönderir o beldenin en büyük alimi ile görüşmek ister. Ancak kimse görüşmek istemez. Çünkü işin içinde kelleyi kaptırmak da vardır.
Genç alim Kadıhan; “Ben gidip görüşürüm” der.
Kadıhan, tıfıl bir gençtir. Görüşmeye giderken yanına bir deve, bir keçi bir de horoz alır. Hülagu’nun çadırına girerken onları dışarıda bırakır.Hülagu, genci görünce şaşırır ve “Başka birini bulamadılar mı?” diye sorar.
Kadıhan;”Görüşmek için boylu poslu birini istiyorsan devemi getirdim. Sakallı biri ile görüşmek istiyorsan bir keçi getirdim. Yok sesi gür biri ile görüşmek istersen horoz getirdim. Üçü de çadırın önünde onlarla görüşebilirsin.”
Hülagu karşısındakinin sıradan biri olmadığını anlar ve sorar; “Söyle bakalım! Beni buraya getiren sebep nedir?” Kadıhan cevap verir; “Seni buraya bizim amellerimiz getirdi. Nimetlerin kıymetini bilemedik. Esas gayemizi unutup makam, mevki, mal mülk peşine düştük, zevke sefaya daldık. Cenab-ı Hak verdiği bu nimeti almak üzere seni gönderdi.”
Hülagu; “Peki beni buradan kim gönderebilir?”
“O da bize bağlı, benliğimize dönüp ne kadar kısa zamanda toparlanıp, nimetin kıymetini bilir, israftan, zulümden, birbirimiz ile uğraşmaktan vazgeçersek işte o zaman sen burada duramazsın’”
Allahü teâla asil milletimizi her işinde aklıselim hareket etmekten ayırmasın.
Read more
Okyanusta giden bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden tek sağ kurtulan adam, ıssız bir adaya sürüklendi... Adam ...
Media Removed
Okyanusta giden bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden tek sağ kurtulan adam, ıssız bir adaya sürüklendi... Adam ilk günler kurtulmak için Allahü teâlâya yalvardı ama ne gelen oldu ne de giden... Daha sonra rüzgardan ve vahşi hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından bir kulübe ... Okyanusta giden bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden tek sağ kurtulan adam, ıssız bir adaya sürüklendi...
Adam ilk günler kurtulmak için Allahü teâlâya yalvardı ama ne gelen oldu ne de giden...
Daha sonra rüzgardan ve vahşi hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından bir kulübe yaptı.
Günler bu şekilde geçiyordu. Balık avlıyor, pişiriyor, ufku gözlüyor ve dua ediyordu.
Birgün tatlı su almak için yola koyuldu. Dönüşte ne görsün tek tutunacağı dal olan, kulübesi alevler içinde yanıyordu. Başına gelebilecek en kötü şey buydu.
Keder ve öfke içinde "Allahım bunu bana nasıl yaparsın" diye feryad etti. O geceyi üzüntü ile geçirdi. O kadar dua etmesine rağmen bu olayın olmasına inanamıyordu.
Ertesi sabah erken vakitte adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyandı. Onu kurtarmaya geliyorlardı.
"Burada olduğumu nasıl anladınız?"diye sordu kendisini kurtaranlara....
Cevap onu hem şaşırttı hem de çok utandırdı: "Dumanla verdiğiniz işareti gördük!"
🌹🌹🌹
"Hoşlanmadığınız şey, sizin iyiliğinize; sevdiğiniz şey de kötülüğünüze olabilir. Siz bilmezsiniz Allahü Teala bilir."
🌹🌹🌹
"Allahü Teala duanızı kabul eder. Dua ettim hâlâ kabul olmadı diye acele etmeyiniz. Allah'dan çok isteyiniz çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz."
🌹🌹🌹
Hayırlı günler dilerim...
#dua
Read more
Kıyamet gününde mizanında ağır gelecek hiç iyiliği olmayan bir müslüman getirilir. Allahü Teala, ...
Media Removed
Kıyamet gününde mizanında ağır gelecek hiç iyiliği olmayan bir müslüman getirilir. Allahü Teala, imanına hürmeten ona rahmet olarak; “insanlara git,sana sevab verecek bir kimse ara. Onun ikramı sebebiyle cennete girersin.” buyurur. O kimse gider. Fakat kime sorsa “Ben de korkuyorum. ... Kıyamet gününde mizanında ağır gelecek hiç iyiliği olmayan bir müslüman getirilir. Allahü Teala, imanına hürmeten ona rahmet olarak; “insanlara git,sana sevab verecek bir kimse ara. Onun ikramı sebebiyle cennete girersin.” buyurur. O kimse gider. Fakat kime sorsa “Ben de korkuyorum. Senden daha fazla sevaba muhtacım.” cevabını alır. Çok üzülür. Yanına biri gelerek ona ; “Allahü Teala’nın huzuruna vardım. Sahifemde bir sevaptan başka sevab bulamadım. Bu da beni kurtarmaya yetmez. Onu sana hibe edeyim al” der. O kimse sevinç içinde gider. Allahü Teala, o kulun halini bildiği halde; “Nasıl geldin?” diye sual eder. O kişi ile olan konuşmasını anlatır.
Allahü Teala, sevabını veren kulunu da huzuruna çağırır. “İman sahiplerine benim keremim, senin kereminden daha çoktur. Din kardeşinin elinden tut. Cennete gidiniz.” buyurur.
Mizanın iki gözü eşit olunca; Allahü teâla; “Bu ne cennet ehlindendir ne de cehennem ehlindendir.” buyurur. Bunun üzerine bir melek yalnızca “ÜF” yazılmış olan bir sahife getirip günah kefesine kor. O göz ağır basar çünkü “üf” lafzı anaya babaya isyan kelimesidir. Kişinin bununla cehenneme atılması emrolunur. O kişi iki tarafa bakınır ve “Ya Rabbi! Anama, babama asi olduğum için cehenneme gideceğimi anladım. Onların azabını bana ilave buyur da, onları cehennemden azâd et!” deyince, Allahü teâla; “Anana, babana dünyada asi oldun. Ahirette ikram ettin. Onların elinden yapış da cennete götür” buyurur.
🌿🌿🌿
Hayırlı geceler...
#kıyametveahiret #imamıgazalihazretleri
Read more
Eski bayramların tadı herkesin dilinde. Yenilen tatlılar daha tatlıymış, gezilen yerler daha ...
Media Removed
Eski bayramların tadı herkesin dilinde. Yenilen tatlılar daha tatlıymış, gezilen yerler daha güzelmiş, akrabalar sık sık görüşürmüş,hayat bayram gibiymiş... Maziye hasretiz, bu yüzden hep "Nerede o eski bayramlar" deriz. Ramazan Bayramı'nın ritüelleri nelermiş bakalım... Ramazan ... Eski bayramların tadı herkesin dilinde. Yenilen tatlılar daha tatlıymış, gezilen yerler daha güzelmiş, akrabalar sık sık görüşürmüş,hayat bayram gibiymiş...
Maziye hasretiz, bu yüzden hep "Nerede o eski bayramlar" deriz.
🍭🍬🍭🍬🍭
Ramazan Bayramı'nın ritüelleri nelermiş bakalım...
Ramazan bayramının tatlısı baklavadır ama cevizli...
Şekerlemeler önceden satın alınır. Örneğin akide şekeri, lokum, badem ezmesi gibi...🍬
Misafirlere önce şeker ikram edilir. Osmanlı'da reçel ikram edilirmiş.
Şekerlemeler gelince reçel adeti terk edilmiş...
Kahve,ardından tatlı servisi yapılır.
Bayramda ilk gün yaşlılar ziyaret edilir. Ailenin bir büyüğünde akşam yemeği veya sabah kahvaltısında buluşulur. Çocuklar için eğlenceler düzenlenirmiş...
Tabii ki kabristan ziyaretleri ruhu sevindirir...
Bayramda hediyeleşmekte güzeldir. Ziyaretlere çikolata götürmek yeni çıktı.Eskiden fakirlere arife günü kumanya ya da bir tepsi baklava gönderilirdi...
Gelenlerden özellikle çocuklara mutlaka hediye verilirdi...
Mendil veya çorap armağan edilirdi. Ayrıca çok daha eskiden o mendilin kenarına para bağlanırmış. Parayı elden vermek hoş görülmediği için mendilin kenarına bağlanırmış...
🍭🍬🍭🍬🍭
Her mahalle bir evliyaya bağlıdır. Mesela Vefa'da oturanlar Şeyh Vefa'yı... Kocamustafapaşa'dakiler Sümbül Efendi'yi koruyucu olarak görür bayramlarda bu evliyalar ziyaret edilir. Eyüp Sultan Hazretleri'ne gidilir. Bugün bile bu âdet devam ediyor...
🍭🍬🍭🍬🍭
Bu bayramda tatlı yemek sünnettir. Dolayısıyla ecdadımızın Şeker Bayramı demesinin sebebi tatlı yemenin sünnet olmasıdır...
🍭🍬🍭🍬🍭
Ramazan bitmiştir... Şevval ayı başlamıştır...
🍭🍬🍭🍬🍭
Ramazan Bayramınız mübarek olsun... Allahü teâla hakiki bayramlara kavuştursun...
Read more
İbn-i Abbas'ın (radiyallahü anh) bildirdiği hadis-i şerifte buyuruldu ki; Caize gecesi denen ...
Media Removed
İbn-i Abbas'ın (radiyallahü anh) bildirdiği hadis-i şerifte buyuruldu ki; Caize gecesi denen Fıtır gecesi (yani Ramazan bayramı gecesi) ve bayram sabahı olduğunda, Allahü teàla meleklerini her beldeye dağıtır. Onlar da yeryüzüne inip, sokak başlarında dururlar. İnsan ve cinden ... İbn-i Abbas'ın (radiyallahü anh) bildirdiği hadis-i şerifte buyuruldu ki;
Caize gecesi denen Fıtır gecesi (yani Ramazan bayramı gecesi) ve bayram sabahı olduğunda, Allahü teàla meleklerini her beldeye dağıtır. Onlar da yeryüzüne inip, sokak başlarında dururlar. İnsan ve cinden başka yaratıkların her birinin işiteceği bir sesle seslenirler ve;
"Ey Muhammed aleyhisselamın ümmeti, size büyük emirler veren ve büyük günahları mağfiret eden Rabbinize çıkınız." derler.
Cami ve mescitlerine çıktıklarında, Allahü teàla meleklerine; " Ey benim meleklerim!" buyurunca, melekler;
"Emret ya Rabbi!" derler. Allahü teàla meleklere, "Amelini işleyen, vazifesini yapan işçinin karşılığı nedir?" diye sorar. Melekler, Ey bizim Rabbimiz ve sahibimiz onların ücretlerini vermenizdir derler.
Allahü teàla; "Ey benim meleklerim, şahid olunuz ki ben azimüşşan onların Ramazan ayındaki oruç ve namazlarına karşılık olarak rıza ve mağfiretimi mükafat ve ücret olarak verdim." buyurur. Sonra yine, "Ey benim kullarım! Benden dilediğinizi isteyiniz. İzzet ve celàlime yemin ederim ki, benim hakkımı koruduğunuz müddetçe ben sizin kusur ve eksikliklerinizi, hata ve yanlışlıklarınızı örter, sizi şeriatın hududunu koruyanların yanında rüsva etmem. Mağfiret olunmuş olarak evlerinize dönünüz. Siz beni, kendinizden razı ettiniz. Ben de sizden razı oldum." buyurur.
Bu halde melekler ferahlanıp, Allahü teàlanın Şehr-i Ramazan'da eyledikleri iftar zamanında Muhammed aleyhisselamın ümmetine verdiği büyük sevaplardan dolayı birbirlerine müjde verirler.
Bu müjdeye kavuşanlardan olmak duası ile...
Hayırlı akşamlar...
Read more
Vaktiyle bir Ramazan-ı şerif ayında bir dervişi iftara davet etmişler. Fakat orada fazla birşey ...
Media Removed
Vaktiyle bir Ramazan-ı şerif ayında bir dervişi iftara davet etmişler. Fakat orada fazla birşey yiyemeden eve gelmiş... Hanımından bir sofra hazırlamasını istemiş... Hanımı da; "Sen davette değil miydin, ne sofrası, ne yemeği?" demiş. "Sorma hanım, eğer çok yersem arkamdan; "Bu ... Vaktiyle bir Ramazan-ı şerif ayında bir dervişi iftara davet etmişler. Fakat orada fazla birşey yiyemeden eve gelmiş...
Hanımından bir sofra hazırlamasını istemiş...
Hanımı da; "Sen davette değil miydin, ne sofrası, ne yemeği?" demiş.
"Sorma hanım, eğer çok yersem arkamdan; "Bu halis derviş değilmiş" diye konuşmalarından korktum ve bu sebeple birşey yiyemedim." demiş.
Hanımı da; "İyi o zaman ben sofrayı hazırlayıncaya kadar sen de akşam namazını kılıver." demiş.
Derviş; "İyi ama ben akşam namazını orada hem de imam olarak kılmıştım." deyince hanımı...
"Sen arkamdan kötü konuşurlar diye yemek yiyemediğine göre, arkamdan iyi konuşsunlar diye namazı da çok uzatmışsındır. Bu yüzden sen namazını bir daha kılıver, arkanda namaz kılanlara da söyle, namazlarını iade etsinler." demiş...
🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
Read more
İbn-i Abbas (Radıyallahü anhümâ) buyuruyor ki: Kadir gecesi olduğunda, Allahü teâlâ Cebrâil ...
Media Removed
İbn-i Abbas (Radıyallahü anhümâ) buyuruyor ki: Kadir gecesi olduğunda, Allahü teâlâ Cebrâil Aleyhisselâma yeryüzüne inmesini emreder. Sidre-i Müntehâda bulunan yetmiş bin melek de, ellerinde sancaklarla beraber onunla inerler. Yeryüzüne indiklerinde Cebrâil Aleyhisselâm ... İbn-i Abbas (Radıyallahü anhümâ) buyuruyor ki:

Kadir gecesi olduğunda, Allahü teâlâ Cebrâil Aleyhisselâma yeryüzüne inmesini emreder. Sidre-i Müntehâda bulunan yetmiş bin melek de, ellerinde sancaklarla beraber onunla inerler.
Yeryüzüne indiklerinde Cebrâil Aleyhisselâm ve melekler, sancaklarını dört yere dikerler. Bunlar, Kâbe-i Muazzama, Ravda-i mutahhara, Beytü'l-mukaddes mescidi ve Tür-i Sina Mescidleri dir. Sonra Cebrâil Aleyhisselâm meleklere dağılınız der. Onlar da, içinde mü'min bulunan ev, oda ve gemilere girerler. İçinde köpek, domuz, şarap, cünüb ve resim bulunan eve girmezler. Melekler girdikleri evde tesbih, takdis ve tehlil ederler.
Muhammed Aleyhisselâmın ümmeti için sabaha kadar istiğfar ederler. Sabah olunca gökyüzüne yükseldiklerinde, dünya göğünde bulunan melekler onları karşılayıp, "Nereden teşrif ediyorsunuz?" derler. "Dünyâda idik. Çünkü bu gece Muhammed Aleyhisselâmın ümmetinin gecesi olan Kadir gecesi idi.."derler.
Dünya göğündeki melekler, "Allahü teâlâ Muhammed Aleyhisselâmın ümmetinin istekleri için ne muamele buyurdu?" derler.
Cebrâil Aleyhisselâm buyurur ki: "Allahü teâlâ onların sâlihlerini afv ve mağfiret etti, sâlihlerini günahkârlarına şefâatçı kıldı."
✨✨✨✨✨
Mağfiret olunmamız duası ile...
Read more
Allahü teâlâ yeryüzünü yarattığı zaman, yeryüzü çalkalandı durdu, yeryüzünü teskin için kazık ...
Media Removed
Allahü teâlâ yeryüzünü yarattığı zaman, yeryüzü çalkalandı durdu, yeryüzünü teskin için kazık vazifesini gören dağları yarattı. Yeryüzü sükun buldu. Bunu gören melekler, dağlardan kuvvetli bir yaratık yok, dediler. Allahü teâlâ sonra demiri yarattı, dağları yardı, ateşi yarattı, ... Allahü teâlâ yeryüzünü yarattığı zaman, yeryüzü çalkalandı durdu, yeryüzünü teskin için kazık vazifesini gören dağları yarattı. Yeryüzü sükun buldu. Bunu gören melekler, dağlardan kuvvetli bir yaratık yok, dediler. Allahü teâlâ sonra demiri yarattı, dağları yardı, ateşi yarattı, demiri eritti... Suyu yarattı ateşi söndürdü. Rüzgarı yarattı suyu çalkalattı.
Böyle birbirinden kuvvetli şeyleri yaratınca hangisinin daha kuvvetli olduğunu tâyinde melekler ihtilaf ettiler. Allahü teâlâ'ya soralım dediler.
Allahü teâlâ;" En kuvvetli yarattığım, sağ elinin verdiğini sol elinden gizleyen âdem oğlunun kalbidir. İşte en kuvvetli yarattığım budur" buyurdu.
Hadis-i şerif (Tırmizi)
Read more
Sıkıntıdan kurtulmak için şunlara riayet edilmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: "Tarak ...
Media Removed
Sıkıntıdan kurtulmak için şunlara riayet edilmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: "Tarak kullanmak, sıkıntıyı giderir." "Güzel koku ve temiz elbise sıkıntıyı azaltır." "Abdestten artan suyu içmek sıkıntıyı giderir." "Akik yüzük sıkıntıyı giderir." "Başkasının ... Sıkıntıdan kurtulmak için şunlara riayet edilmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
"Tarak kullanmak, sıkıntıyı giderir."
"Güzel koku ve temiz elbise sıkıntıyı azaltır."
"Abdestten artan suyu içmek sıkıntıyı giderir."
"Akik yüzük sıkıntıyı giderir."
"Başkasının sıkıntısını giderenin sıkıntısı gider."
"Sıkıntıda duam kabul olsun diyen, genişlikte çok dua etsin."
Cepte altın taşımak da sıkıntı için faydalıdır.
Sadaka vermek ve 70 kere (Estagfirullah min külli mâ kerihallah) demek, sıkıntıları giderir. Bu istigfarın anlamı, “Ya Rabbi, razı olmadığın şeylerden ne yapmışsam hepsini affet, yapmadıklarımı da yapmaktan koru” demektir.

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
"İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, her sıkıntıdan, üzüntüden, dertten, geçim darlığından kurtarır, ferahlığa çıkarır ve ummadığı yerden rızıklandırır."
"La havle ve la kuvvete illa billah okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır."
İmam-ı Cafer hazretlerinin sıkıntıya düşünce, okuyup, sıkıntıdan kurtulduğu dua şöyledir: (Yâ uddeti ınde şiddeti, ve yâ gavsi ınde kürbeti! Ührüsni bi-aynikelleti lâ tenâmü vekfini birüknike ellezi lâ yürâmü)
Anlamı şöyledir:
Güçlükte desteğim, sıkıntıda imdâdıma yetişen, her an görüp gözeten Rabbim, beni muhafaza et, sonsuz kudretinle, bana yardım eyle! (AMİN)
🌿🌿🌿🌿🌿
Hayırlı günler...
Read more
Çocuktum... 6-7 yaşlarında var yoktum. Bir Ramazan günüydü.Çemberlitaş'ta oturduğumuz büyük ...
Media Removed
Çocuktum... 6-7 yaşlarında var yoktum. Bir Ramazan günüydü.Çemberlitaş'ta oturduğumuz büyük konaktan sokağa çıktım... İleride tablasında çocuklara şeker satan birini gördüm... 10 para mı, 20 para mı ne verdiğimi hatırlayamadığım bir horoz şekeri aldım. Şekeri eme eme konağa ... Çocuktum...
6-7 yaşlarında var yoktum. Bir Ramazan günüydü.Çemberlitaş'ta oturduğumuz büyük konaktan sokağa çıktım...
İleride tablasında çocuklara şeker satan birini gördüm...
10 para mı, 20 para mı ne verdiğimi hatırlayamadığım bir horoz şekeri aldım.
Şekeri eme eme konağa dönmek üzereydim ki üzerime hamal kılıklı bir adam çullandı...
Yarı şaka yarı ciddi bir edâ ile haykırdı...
"Şu bacaksıza da bak! Sokakta el alemin karşısında oruç yiyor!"
Ödüm patlamıştı sanki... Şekeri yere attım ve evime doğru koşmaya başladım... Adam beni kapıya kadar kovaladı...
Konağın kapısını bu adamın suratına çarparcasına kapayıncaya kadar âdeta baygınlık geçirdim...
Şimdi masum çocuklara değil, Ramazan günü açıkça ve iftihar edercesine sigaralarını tüttüren her vasıf dışı insanlara o hamal kılığı içindeki saffet ve hassasiyetle hitap etmek istiyorum...
"Günahınızı niçin Allah'la aranızda bırakmıyor ve sanki onun reklamını yaparcasına zedelediğiniz Allah hakkına, kul hakkını da ekliyorsunuz."
Eskiden Ermenisi, Rum'u, Yahudisi bu kul hakkına tecavüz etmemek için Ramazanlarda Müslümanların karşısında oruca aykırı bir harekette bulunmazlardı...
Hamalın kovaladığı çocuk bugün 75 yaşında ama kovalayanın soyundan kimse kalmadı...
#necipfazilkisakürek
"Ramazan-ı şerife hürmet eden, Allahü teâlâya hürmet etmiş olur."
Hadis-i şerif 🌹
#ramazan
Read more
Resulullah efendimiz (aleyhisselam) buyurdu ki; “Kıyamet günü tövbe en güzel surette getirilir. ...
Media Removed
Resulullah efendimiz (aleyhisselam) buyurdu ki; “Kıyamet günü tövbe en güzel surette getirilir. Öyle güzel kokusu olur ki, onu müminlerden başkası duymaz. Kafirler der ki: “ Müminler o kokuyu alıyorlar da, biz neden alamıyoruz?” Bunun üzerine tövbe, onlara şöyle der: “Eğer dünyadaki ... Resulullah efendimiz (aleyhisselam) buyurdu ki;
“Kıyamet günü tövbe en güzel surette getirilir. Öyle güzel kokusu olur ki, onu müminlerden başkası duymaz.
Kafirler der ki: “ Müminler o kokuyu alıyorlar da, biz neden alamıyoruz?” Bunun üzerine tövbe, onlara şöyle der: “Eğer dünyadaki altın ve gümüşleri ve herşeyi getirseniz artık sizden tövbe kabul olunmaz.” Sonra buyurdu ki;
“Melekler onlardan uzaklaşır. Cehennem bekçileri olan melekler gelirler. Kendisinde güzel koku bulunanları cennete korlar. Kötü koku bulunanları ise cehenneme atarlar.”
Hayırlı cumalar...
#cuma
Read more
Kâlûbela; Adem aleyhisselamdan ve bütün zürriyetinden ahd alınmasına denir. Allahü teala, Adem ...
Media Removed
Kâlûbela; Adem aleyhisselamdan ve bütün zürriyetinden ahd alınmasına denir. Allahü teala, Adem aleyhisselamı yaratınca kıyamete kadar bütün zürriyetini zerreler halinde onun belinden çıkarıp, onlara “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye hitap buyurması, onların da “Evet, Sen ... Kâlûbela; Adem aleyhisselamdan ve bütün zürriyetinden ahd alınmasına denir. Allahü teala, Adem aleyhisselamı yaratınca kıyamete kadar bütün zürriyetini zerreler halinde onun belinden çıkarıp, onlara “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye hitap buyurması, onların da “Evet, Sen Rabbimiz’sin” diye cevap vermeleridir. Ancak kafirler, dünyaya gelince bu ahdi bozmaları sebebiyle imansız oldular.
Ahd-ü misak hususunda itikad edilmesi gereken husus şudur. Allahü Teala kullarından ahd almıştır. Onlar, Allahü Teala’nın Rab olduğunu tasdik ve itiraf etmişlerdir.
Ahdin alınmasından sonra tekrar zerreler halinde Adem Aleyhisselam’ın beline iade edildiler. Ahid sırasında geçici olarak verilen ruhlar tekrar onlardan alınıp arşın hazinelerine gönderildi. Adem aleyhisselamın bütün zürriyetinden ahd alındığı için onların hepsi dünyaya gelmedikçe kıyamet kopmaz.
Allahü teala, kullarının ne düşündüklerini ne cevap vereceklerini bildiği halde “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sual buyurmasında hikmetler vardır. Çünkü dünya hayatı imtihan hayatıdır. Burada insanların işleri, sözleri tesbit edilecek, ahirette buna göre muamele olunacaktır.
Hiç kimse “Ya Rabbi! Ben bilmiyordum. Bana birşey söylenmedi, hiçbirşey için söz vermemiştim. Eğer ben imtihan yeri olan dünyaya gelseydim emirlerine muhalefet etmezdim” gibi bir mazerette bulunamayacak.

Kalu Beladan beri müslümanım demek; Ruhlarımızın "Evet" dedikleri zamandan beri müslümanım demektir.
Read more
Adem aleyhisselam ve Hazreti Havva validemiz yeryüzüne ayrı yerlere indirildikten sonra senelerce ...
Media Removed
Adem aleyhisselam ve Hazreti Havva validemiz yeryüzüne ayrı yerlere indirildikten sonra senelerce ayrı kaldılar. Adem aleyhisselam üç yüz sene gözyaşı döktü ve Allahü Teala’dan utandığı için başını yerden kaldırmazdı. Adem aleyhisselam yeryüzüne indiği zaman şöyle dedi; “Ey Rabbim! ... Adem aleyhisselam ve Hazreti Havva validemiz yeryüzüne ayrı yerlere indirildikten sonra senelerce ayrı kaldılar. Adem aleyhisselam üç yüz sene gözyaşı döktü ve Allahü Teala’dan utandığı için başını yerden kaldırmazdı.
Adem aleyhisselam yeryüzüne indiği zaman şöyle dedi; “Ey Rabbim! Şeytana karşı bana yardımcı olmazsan ben bunu yenemem.” Allahü Teala buyurdu ki; “Ey Adem! Her doğan çocuğuna onu koruması için bir melek müvekkel kıldım.”
Adem aleyhisselam; “Ya Rabbi! Beni Muhammed’in hürmetine affet” dedi.
Allahü Teala; “Ya Adem! Sen Muhammed’i nasıl bildin. Daha ben O’nu yaratmadım?” buyurdu. Adem aleyhisselam dedi ki: “ Ya Rabbi! Beni yaratıp, bana ruh verdiğin zaman gözümü açıp baktığımda arşın kenarında “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” yazılı gördüm. İsmini isminle yazdığından yarattıklarından en çok sevdiğin O’dur.” Allahü Teala “Doğru söyledin Ey Adem. O’nun hürmetine af dilediğin için seni affettim.” buyurdu.
Mikail ve İsrafil aleyhimüsselam yeryüzüne inip; “Allahü Teala tövbeni kabul etti. Gözün aydın olsun” dediklerinde, Adem aleyhisselam; “Bu tövbeden sonra birşey istersem hangi makamı isteyeyim?” diye sorunca; Allahü Teala; “ Ya Adem, sen dünyada meşakkat ve tövbeye zürriyetini varis kıldın. Onlardan biri bana dua edip tazarruda bulunduğu zaman senin tövbeni ve duanı kabul ettiğim gibi onun da tövbesini ve duasını kabul ederim. Çünkü ben tövbeleri kabul ediciyim. Ey Adem, ben günahdan tövbe edenleri cenette haşrederim. Onları mezarlarından neşeli ve güler yüzlü oldukları halde duaları kabul edilmiş olarak kaldırırız.” buyurdu.
✨✨✨✨✨
HAYIRLI RAMAZANLAR...
Read more
Adamın biri New York, Central Park'ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz bir köpeğin küçük bir kıza ...
Media Removed
Adamın biri New York, Central Park'ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz bir köpeğin küçük bir kıza saldırdığını görür. Koşar ve köpekle boğuşmaya başlar. Hayli uzun bir uğraştan sonra üzeri yara bere içinde kaldığı halde köpeği öldürür. Ama küçük kızın da hayatını kurtarmıştır. Son anda ... Adamın biri New York, Central Park'ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz bir köpeğin küçük bir kıza saldırdığını görür. Koşar ve köpekle boğuşmaya başlar. Hayli uzun bir uğraştan sonra üzeri yara bere içinde kaldığı halde köpeği öldürür. Ama küçük kızın da hayatını kurtarmıştır. Son anda bu sahneyi gören polis nefes nefese olay yerine koşar ve adamın yanına gelir.

Sarılıp teşekkür etikten sonra 'Sen' der 'bir kahramansın, yarın bütün gazeteler seni yazacaklar. Ve göreceksin başlık da şöyle olacak; "Cesur New York'lu küçük kızın hayatını kurtardı." Adam ;'Ama ben New York'lu değilim!' der.
Polis 'Fark etmez, bu durumda gazeteler şunu yazacaklar; "Cesur Amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı." cevabını verir.
'Ama ben Amerikalı da değilim' der adam artık şaşırarak. Polis 'Ya, o halde nerelisin?' diye sorunca adam cevap verir;
'Ben Müslümanım!"
Polis adama başka bir şey söylemez. Ama adam ertesi gün gazeteleri aldığında şöyle bir başlıkla karşılaşır;
“Radikal İslamcı, masum Amerikan köpeğini öldürdü.”
❗️❗️❗️
Çağımızın bir gerçeğini hatırlatan bu yazı, oldukça dikkat çekici öyle değil mi?
Read more
Allahü Teala Adem Aleyhisselamı yaratmayı dileyince, Cebrail aleyhisselamı arza, yani yeryüzüne ...
Media Removed
Allahü Teala Adem Aleyhisselamı yaratmayı dileyince, Cebrail aleyhisselamı arza, yani yeryüzüne gönderdi ve yeryüzünden toprak almasını emretti. Cebrail aleyhisselam arzdan toprak almaya gidince arz, “Benden bir parça alıp, noksanlaştırmandan Allahü Teala’ya sığınırım” dedi. ... Allahü Teala Adem Aleyhisselamı yaratmayı dileyince, Cebrail aleyhisselamı arza, yani yeryüzüne gönderdi ve yeryüzünden toprak almasını emretti. Cebrail aleyhisselam arzdan toprak almaya gidince arz, “Benden bir parça alıp, noksanlaştırmandan Allahü Teala’ya sığınırım” dedi. Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam yeryüzünden toprak almadan geri döndü. Allahü Teala Mikail aleyhisselamı gönderdi. Arz, Mikail aleyhisselama da aynı şeyi söyledi. Bundan sonra Azrail Aleyhisselam yeryüzüne gidip;
“Rabbimin emrini yerine yerine getirememekten Rabbime sığınırım” dedi ve yeryüzünün değişik yerlerinden kırmızı, beyaz, siyah değişik renkte topraklar aldı. İnsanların değişik renkten olması bundandır.
Allahü Teala Adem Aleyhisselamın bedenine ruh verince, ruhun cesede sirayet ettiği yerler canlanıp ete dönüştü. Önce başına sirayet etti ve Adem Aleyhisselam aksırdı. Melekler; “Elhamdulillah de” dediler. Adem aleyhisselam da “Elhamdüllillah” dedi. Ruh, Adem aleyhisselamın gözlerine sirayet edince, cennetin meyvelerini gördü. Midesine yürüyünce o meyvelerden yemeyi arzu edip, ruh henüz ayaklarına gelmediği halde doğrulup kalkmak istedi. Bu sebeple Allahü teala, “İnsan aceleci olarak yaratılmış” buyurdu.
Adem aleyhisselama “Adem” denmesinin sebebi, edimden, yeryüzü toprağından yaratıldığı içindir. 🌿🌿🌿
Hayırlı günler dilerim...
Devam edecek...
Read more
Adem Aleyhisselam, yaratılmadan önce; Allahü Teala meleklere semayı, cinlere de yeryüzünü ...
Media Removed
Adem Aleyhisselam, yaratılmadan önce; Allahü Teala meleklere semayı, cinlere de yeryüzünü mesken kıldı. Cinler yeryüzünde uzun zaman yaşadılar. (Bir rivayete göre altmış bin sene) Sonra aralarında hased ve azgınlık baş gösterdi, bozgunculuk yaptılar, kan döktüler. Bunun üzerine ... Adem Aleyhisselam, yaratılmadan önce;
Allahü Teala meleklere semayı, cinlere de yeryüzünü mesken kıldı. Cinler yeryüzünde uzun zaman yaşadılar. (Bir rivayete göre altmış bin sene) Sonra aralarında hased ve azgınlık baş gösterdi, bozgunculuk yaptılar, kan döktüler. Bunun üzerine Allahü Teala dünya semasındaki meleklerden bir orduyu cinlerin üzerine gönderdi. Gönderdiği bu meleklerin başına o zaman henüz isyan etmemiş olan iblisi (şeytanı) emir tayin etti. Bu sırada İblis’in ismi Azazil idi. Hepsinden daha alim idi.
Cinler üzerine gönderilen melekler ordusu, cinleri yeryüzünden denizlerdeki adalara ve dağlara sürdüler. Bundan sonra bu melekler yeryüzüne yerleştiler. İblis de bunlar arasında onlara emir olarak bulundu. İblis bazen yeryüzünde bazen semada bazen cennette ibadet ederdi. Bu halinden dolayı kendini beğenip kibirlendi ve kendi kendine Allah bana verdiği bu mülk gibi hiç kimseye vermedi. Çünkü ben diğerlerinden daha üstünüm diyerek isyanına sebep olan kibre kapıldı...
İblisin o zaman dünya semasında ismi Abid, İkinci kat semada Zahid, üçüncü kat semada Arif, dördüncü kat semada Veli, beşinci kat semada Taki (muttaki), altıncı kat semada Hazin, yedinci kat semada ise Azazil idi. Fakat ismi Levhil mahfuzda İblis şeklinde yazılı olup, akıbetinden yani son halinden gafil idi. İblis, Allahü Teala’nın rahmetinden ümit kesmek manasındadır.
🌿🌿🌿
Devam edecek...
#ademaleyhisselam #peygamberlertarihi #kitap #okumavakti
Read more
Ağanın biri köyünde büyükçe bir konak yaptırmış. Açılış günü köyde yaşayan herkese yemek vermiş. Çoluk-çocuk, ...
Media Removed
Ağanın biri köyünde büyükçe bir konak yaptırmış. Açılış günü köyde yaşayan herkese yemek vermiş. Çoluk-çocuk, kadın-erkek, akıllı-deli. Deli lafın gelişi değil, gerçekten deliyi de davet etmiş çünkü hemen her köyde olduğu gibi o köyün de bir delisi varmış. Yemekler yenmiş. Köylüler ... Ağanın biri köyünde büyükçe bir konak yaptırmış. Açılış günü köyde yaşayan herkese yemek vermiş.
Çoluk-çocuk, kadın-erkek, akıllı-deli.
Deli lafın gelişi değil, gerçekten deliyi de davet etmiş çünkü hemen her köyde olduğu gibi o köyün de bir delisi varmış.
Yemekler yenmiş. Köylüler ayrılırken Ağa, “Deliye sorun, bu konaktan ne istiyorsa alsın.” talimatını vermiş adamlarına.
Delinin gözü bahçede bağlı duran beyaz ata takılmış ve “Bu atı istiyorum.” demiş. O at ise Ağa'nın gözdesiymiş. “Hayır!” demiş Ağa, “Başka bir şey istesin.” Deli ısrar etmiş, “İlla da bu beyaz at.” diye diretmiş. Ağa da “Hayır!” demiş başka bir şey dememiş.
Ziyafet bitmiş, ayrılık zamanı gelmiş. Deli konaktan melül-mahzun bir şekilde ayrılırken bir şeyler konuşuyormuş kendi kendine.
Ağa'nın dikkatini çekmiş bu hâl ve “Gidin dinleyin bakalım.” demiş adamlarına.
Deli sürekli şunu söylüyormuş: “Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?
Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?”
Adamları, Ağa'ya söylemiş delinin dediklerini.
“Geri çağırın ve verin atı demiş.” bu defa ağa.
Deliye atı vermişler.
Deli, atın yuları elinde konaktan ayrılırken yine aynı şekilde söylenmeye devam ediyormuş.
Ağa adamlarına “Bu defa ne diyor, gidin dinleyin.” demiş.
Ne diyormuş biliyor musunuz deli: “Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki?
Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki?”
"Yeter ki sen iste... Herşeye gücü yeten kudret mutlaka verir, ya vererek verir ya da vermeyerek verir..."
Read more
Bir vaktin insanlarının bozulduğuna alamet, o insanların korkudan çok ümid içinde olmalarıdır. Ebû ...
Media Removed
Bir vaktin insanlarının bozulduğuna alamet, o insanların korkudan çok ümid içinde olmalarıdır. Ebû Süleyman Dârâni Hazretleri (rahmetullahi aleyh) Bir vaktin insanlarının bozulduğuna alamet, o insanların korkudan çok ümid içinde olmalarıdır.
Ebû Süleyman Dârâni Hazretleri
(rahmetullahi aleyh)

Loading...